Gözlerinde tattım sevgiyi… Gülüşünden hayatı, dokunuşundan şefkati,sözlerinden sevdayı içtim yudum yudum… Hüzünle tanıştım yokluğunda, gecelere ezberlettim özlemini gözyaşlarımla… Ve ben, hayatı öğrendim seninle çıktığım yolun her adımında..
Uzaktayken sabretmeyi, paylaşmanın hayatı ne denli güzel kıldığını, bir gülüşünün bir anda hayatın çehresini nasıl değiştirdiğini gördüm. Seni özleyip geçen zamana inat sabrettikçe olgunlaştım, seni sevdikçe güzelleştim; seninle yaşadıkça çoğaldım, sığmaz oldum kabıma, sevgim taşar oldu yüreğimden…
Her geçen yıl, her gün, her an daha da çok bağlandım, daha bir aşık oldum sana ve her defasında yepyeni sevda tohumları ektim yüreğime. Çeşit çeşit çiçekler filizlendi, birbirinden farklı renkler açtı yüreğimde; ama hepsi tek bir ortak paydada buluştu: SEN…
Seninle sevdim tüm renkleri, tüm çiçekleri…Ama en çok beyazı sevdim seninle; beyazı ve papatyayı… Çünkü sen benim masumiyetimsin. Boyun büküşlerim, hüznüm, çocuksu gülüşlerim, saflığım, tertemiz sevdam, bembeyaz mutluluğumsun. Hayatın her zerresinde sana dair izler buldum; buldukça hayat doldum ben. Seni eşsiz çiçeklerde, tadılmamış yemişlerde değil; aldığım her nefeste, içtiğim suyun her yudumunda,kokladığım masum bir papatyada buldum; çünkü sen benim doğallığımsın. Kaf Dağının ardındaki elmas değil, yaşadığım ömürdeki en basit şeyden bile aldığım eşsiz tadımsın. Doğallığımı bozmadan, doğal olanımı farklı kılanımsın. İşte bu yüzden tadılmamış bir yemekte, gidilmemiş bir yerde ya da koklanmamış bir çiçekte aramaya gerek yok seni; çünkü sen hayatın ta kendisisin. Yemyeşil kırlarda her daim bulunan, her daim içimde olan bembeyaz bir papatyasın sen sevdiğim. Doğal olanı küçük bir dokunuşla değiştiren kocaman kalpli mucizemsin benim. Bu mucizeyle çocuk yüreğimin kapılarını kocaman bir sevdaya açtım ben. Öyle sevdim ki seni… Öyle derinden hissettim ki gülüşünü her zaman… Öylesine hapsettim ki yüreğini yüreğime ve şimdi sen, öylesine bendensin ki… Aldığım nefesim, yazdığım şiirim, dinlediğim müziğim, gördüğüm rüyam, okuduğum duam, yaşadığım dünyamsın… Küçücük bir papatyada bulduğum, en karanlık gecemi bile bakışınla aydınlatan bembeyaz ışığımsın.
Pahalı, süslü, sahte yaşanmışlıklarda, koklanmamış çiçeklerde değil, aldığım her nefeste, baktığım her yerde, tuttuğum her dilekte sen varsın. Tüm renklerde, tüm çiçeklerde, her güzellikte sen varsın.
Seni sevdikçe daha bir yaşanır oluyor hayat…
İçinde tüm hayatı, tüm renkleri barındıranım; bebek ruhta kundağım, ilk ve son imzada duvağım, sevdamı satırlara döktüğüm tertemiz kağıdım, kara toprakta üstüme sarılacak üç parça kumaşım…
Kalbi temiz, ruhu beyazım…
Bitmeyen satırlarım…
Bembeyaz sevdam…
Sen, sen, sen… İyi ki sen…
SENİ ÇOK SEVİYORUM…
Katılımcı Adı ve Soyadı: FEYZA SAZAK
DEĞERLİ SPONSORLARIMIZ

Sponsorluk tekliflerinizi yukarıdaki mail adresine yapabilirsiniz.
Yazı tam anlamıyla güzel değildi. Neresinden tutmaya çalışan elimde kalıyor. Fakat yinede görsel kullanmanız iyi olmuş. Keşke diğer başarılı yazılarda unutmasaydı. Başarılarınızın devamını dilerim.
Güzel yazılmış bir yazı.İmla hatası çok az…Duyguyu çok güzel aktarmışsınız okuyucuya..başarılar..
İyi bir şiir okurusunuz bu çok aşikar.Yazınızda şiir türüne teğet geçmiş gibi geldi bana.Bunların yanında seçtiğiniz kelimeler ve kurduğunuz cümleler malesef hiç orijinal değildi.Tabiki bu bir kriter olarak gözükmüyor yarışmafa ancak bu durum okuyucuyu sıkar bir hal alınca söylemen geçemedim.Başarılar diliyorum.
28 Ocak 2010
Hayat,hayat dediğimiz gün gün adımladığımız bir yoldur aslında. Sonu belli ve gizemli bir yol. Umutlarımız sürükler dalından düşen,rüzgarla ordan oraya savrulan bir yaprak gibi bizi. Kimi zaman doğru rüzgarlara kapılırız,kimi zaman da ters rüzgarlarla savruluruz ordan oraya. Tutunmak fayda etmez kimi zaman dalına,bırakırsın o zaman kendini rüzgarın derinliklerine. Sevdiğin dallarda değilsen bir de,bırak kendini kurtaramaz seni kimse. Seni seven bir dalın varsa ve sen onunlaysan rüzgar ve sonbahar bile çare etmez bir çam misali. İşte o zaman bu hayat anlam kazanır gözünde. Sevdiklerinle seni karşılar hayat en mutlu yüzüyle…