Ekonomi, sınırsız olan ihtiyaçlarımızı mevcut sınırlı varlık ve kaynaklarla tatmin edebilmek ve sınırlı olan bu varlık ve kaynakların geri dönüşümünü sağlayabilme çabalarının bütünüdür.
Sanat ise; her ne kadar günümüze değin tam olarak tanımlanamasada; “duyguların, düşüncelerin dile getirilmesi, birikmiş bilgilerin yaşanmışlıkların eserlerde hayat bulması ve ortaya çıkan eserin korunabilmesi çabalarının bütünüdür”. şeklinde tanımlanabilir.
O güne kadar sanat sanat için yapılmış, o tarihten sonra sanat ticari amaçlar için bir aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin; sanat yapıtları ticari anlamda birer değer haline gelmeye başlamıştır. Müzik albümleri, sinema filmleri, tiyatro yapıtları, edebi kitaplar……. vb. çoğaltılarak herkesin sanattan haberdar olması, takip etmesi ve sanata daha kolay ulaşilabilmesi sağlanmıştır.
Dev şirketlerin kendi markalarını öne çıkarmak için sanatı destekliyormuş gibi görünmeleri aslında kendi isimlerini ön plana çıkarma çabaları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sanatçılar ise; eskisi gibi isyankar bir tavır sergilemekten çıkmıştır, bunun yerine devlet ve kurumlarla uyumlu olan, her şeyi kabullenen bir sanatçı kesim meydana gelmiştir. Bu her şeyi kabullenen sanatçılar üzerinden de çıkar sağlanılmaya başlanmıştır. Böylece sanatı ekonomik anlamda güçlü olanlar yönetmektedir.
Sanatçının kendisini gerçekleştirebilmesi için birikmiş bilgileri, içinde bulunduğu durumu, yaşadığı ortamı eserine duygularıyla yansıtmalıdır. Sanatçı; toplumun kanayan yaralarını tespit eden ve bunlara çözüm önerileri üreten kişi olduğuna göre; her alanda bilgi sahibi olmalıdır. Çok yönlü olmalıdır ki; herkese ulaşabilmeli, insanlara faydalı olabilme gayesinde bulunabilmelidir.
Bu sanat yapıtlarını meydana getirirken ekonomik etmenler de ürettiğimiz eserin niteliğini belirlemektedir. Sanat yapıtları oluşturulurken kullanılacak olan malzemeleri temin etmek başta olmak üzere; o eseri üretebilecek altyapıyı oluşturmak ve o eseri sergileyebilmek ve eserin sunumunu gerçekleştirebilecek platformu sağlamak için ekonomik anlamda güçlü olmak gerekir.
İktisadi güce sahip olan insanların öne çıkmasıyla sanatsal faaliyetlerde bir
sorunların farkına varmalarını sağlamalıdır.
Ekonomik parametreler ve ekonomik tespitler ülkeden ülkeye farklılıklar gösterebilirler. Hatta bu değişiklikler ekonominin genel geçer kurallarının olmaması nedeniyle ekonomiyi bir bilim olarak görmemize engel olmaktadır. Sanat göreceli bir kavramdır ve ekonomiye de iyi ya da kötü etkide bulunabilir. Bu, insanların ilgisini çeken şeylere göre değişir. Sanat bir anlamda endüstri olarak kabul edilirse ,örneğin, üretilen bir ürünün malzemelerinin alınması, yapılması, kullanılan işçiler ekonomiyle bağlantılıdır ama bunun insanların dikkatini çekmesi için farklı bir özelliğinin olması gerekir. Ürün mühendisliği diğer ürünlerden farklı olmasa bile tasarımı o ürünü diğerlerinden farklı kılmalıdır.
Ekonomiye doğrudan etki eden faktörlerden biri de medya sektörüdür. Yapılan bir organizasyonun herkesce bilinmesi, tanınması medya sektörünün çalışma alanına girer. İnsanlar zamanlarının çoğunu bilgisayar, televizyon ya da gazete okuyarak geçirirler ve her şeyden haberdar olmaları medya sektörü aracılığıyladır. Yapılan sergiler, konserler, tanıtımlar, bienaller, festivallerden bu sayede haberdar oluruz. Tabi bu tanıtımlardan şehirler de iktisadi anlamda nasibini almaktadır. O ülkeye ya da şehire gelecek insanların üzerinde iyi bir izlenim bırakabilmek için şehir de pazarlanmaya başlanır. Bu da sanatın hangi dallarda hayat bulacağını belirlemektedir, çünkü talep sanata yön vermeye başlamaktadır.
Dünyada hakimiyet kuran ekonomiler, sanat icra ederken az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelere göre çok daha büyük bütçeli projelere imza atarlar. Doğaldır ki, büyük bütçeli projelerde yer alan sanatçılar eserlerini çok daha geniş kitlelere ulaştırabilmenin hazzını yaşamaktadırlar. Tam tersine, gelişmekte olan veya az gelişmiş ekonomilerde realize edilen eserler kimi zaman kendine seyirci, sanatsever, dinleyici, okur…vs. bulamamaktadır. Mevcut varsayım altında, bu duruma düşen yada düşürülen sanatçıların sadece sanat yapmak, üretmek amacıyla mesleki yaşantısını sürdürmesi olanaksız hale gelmektedir.
Halbuki, sanatçılar devlet himayesine alınsa yada ülkelere göre farklılıklar gösteren iktisadi ve siyasi sistemlere ayak uydurarak özel veya kamu sektörünün sponsorluğuna bırakılsa, sanatçı sadece para kazanma güdüsüyle değil, üretmek, yaşadığı topluma ve insanlığa kalıcı miraslar bırakabilmek amacıyla çalışsa, sanat kendini ne kadar ileriye taşıyabilirse ekonomiyide o oranda peşinde sürükleyecektir. Burda aslında eleştirmenler ve medya sektörünün devreye girmesi gerekmektedir. Kimi zaman basit, yetersiz ürünler ortaya koyulabilir, ancak yapıcı eleştirilerle sanatçıların heveslerini kırmadan ve kendilerine güveni hiç eksik etmeden bu aydın kimselerin arkalarında durulmalıdır. Unutulmamalıdır ki; çizmek zor, karalamak ise çok kolaydır…
DEĞERLİ SPONSORLARIMIZ

Sponsorluk tekliflerinizi yukarıdaki mail adresine yapabilirsiniz.
Aralarda konu dağılmış durumda. Ancak seçilen konu çok güzel. Para gayesi olmadan üreten zeki müren, barış manço gibilerdir ancak sanatçı..
çoook teşekkürler ödevime çook yardımcı oldunuz çook sağolun bir daha görüşmek dileğiyle hoşçakalın saygılar dilerim hepinize iyi günler
çok sağolun teşekkür ederim hepinize ödevime yardımcı oldunuz
04 Şubat 2010
Güzel bir yazı..Tebrik ederim..