
Doğal hayatın en zararlı varlıkları olarak görülen insanlar günden güne tabiata zarar vermeye devam ediyor. Egzos dumanları, kimyasal atıklar, doğal kaynakların horca tüketilmesi gibi etkenlerden dolayı tabiat her gün yeni bir alarm veriyor ve biz insanlar ne yazık ki bunu pek kâle almıyoruz. Avrupa ile Türkiye’yi karşılaştırdığımızda ise karşımıza utanmamız gereken durumlar çıkıyor.
Tabiata zarar veren ülkeler sıralamasında üst sıralarda bulunan ülkemizde en büyük sorunların başında aslında Avrupa’da katı kurallarla önüne geçilmiş olan çöp ayırma ve toplama yöntemi. Avrupa ülkeleri geri dönüşümü olan atıkların ayrı bir şekilde atılmasına ve toplanmasına büyük önem verirken ülkemizde herhangi bir ayrıma gidilmemektedir.
Geri dönüşümü mümkün olan atıkların tekrardan kullanılması tabiata, tahmin edebileceğimizden daha fazla yarar sağlamaktadır. Ayrıca ülke ekonomisine de oldukça fazla katkıda bulunmaktadır. Bu durumun farkına varan Avrupa ülkeleri, cam, karton kutu, teneke kutu ve diğer çöpleri ayrı ayrı paket yapmakta ve belirlenen günlerde kapı önüne koymaktadır. Ülkemizde ise bütün atıklar çöp olarak nitelendirilmekte ve bu ayrı kategorilerdeki çöpleri ayrı ayrı paketlemeyenlere herhangi bir yaptırım uygulanmamaktadır.
Geri dönüşümde en büyük geri kazanım bir çok kişinin dikkat bile etmediği alüminyum ürünleridir. Alüminyumun tekrardan kullanılabilmesi ve bu geri kazanım prosesinde doğaya zarar veren bir çok etkenden uzaklaşılması bu konuda daha fazla önem vermemiz gerektiğinin nedenleridir. Bilindiği üzere doğal kaynaklar sınırsız değildir ve bir çok basın-yayın kolunda madenlerin tükenmekte olduğu haberleri yer almaktadır. Alüminyum’un sıfırdan üretilmesi için boksit madenlerine ihtiyaç vardır ve bunun yanında yüksek miktarda elektrik enerjisi kullanılmaktadır. Ayrıca açığa çıkan doğaya zararlı atıklar ve baca gazı tabiatın dengesini tehdit etmektedir.
Alüminyum üzerinden örnek vermek gerekirse;
Bir kilogram alüminyum kutu geri kazanıldığında;
Yukarıdaki bilgiler ışığında şu açıklamayı yapabiliriz. Hammaddeden yani boksit madeninden alüminyum kutu yapmak için harcanan enerji, geri kazanım ile üretilen alüminyum kutudan 20 kat daha fazla enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Ayrıca 1 Kg alüminyum kutu için 8 Kg boksit madeni harcanmayacak ve tabiata zararlı olan 4 Kg kimyasal madde bırakılmayacaktır. Bunların dışında geri kazanım ile üretilen alüminyum kutu sayesinde sera gazı 95%, atık su kirliliği de 97% oranında azaltılabilmektedir.
Verilen bilgilere baktığımızda alüminyumun ne kadar önemli bir geri dönüşüm ürünü olduğunu açıkça görebiliyoruz. Burada sadece alüminyumu örnek olarak verdik çünkü alüminyumun geri kazanılması oldukça önemli bir prosestir ve gelişmiş ülkelerde katı kurallarla alüminyumun geri kazanılması sağlanmıştır. Ülkemizde ise bu durum oldukça utanç vericidir. Alüminyum hurdasını ithal eden alüminyum üreticileri hemen hemen her panelde Türkiye’nin hurda toplamakta çok geri olduğunu ve insanların artık bilinçlendirilmeleri gerektiğini söylüyorlar.
Alüminyum gibi bütün geri dönüşümü mümkün olan atıkların toplanması önemlidir ve ülkemiz de artık bu konuda Avrupa Standartlarına ulaşmak zorundadır.
kampanya güzelmiş
11 Nisan 2010
Toplumsal sorularımızdan biri olan çevre ve doğal yaşama değinmişsiniz. Çok güzel bir makale olmuş öncelikle bu konuda tebrik etmek isterim.
İnsanlar çocuk yaşta ne görüyorlarsa kişiliğide gördüğü şeylere göre oturmaktadır. Çocuk yaşta babalarımızın yere sigara atması, otobüste bileti otobüsün içine atmak, evimizdeki çöpü çöp kovası yerine yola atmak bunların hepsini gören insanın aynısını yapmasından daha doğal bişi olamaz.
Bu durumu okul hayatında değiştirmek mümkün olabilir. Ancak okul koridorlarında çöp kovası olmayan eğitim yuvasından ne beklenebilir?
Hayatımız hormonejen olmuşken laylon poşetin, plastik şişenin doğaya verdiği önemi düşünen varmıdır?
Teknoloji gelişiyor diyoruz. Evet teknoloji gelişiyor ama teknolojiyi doğrumu kullanıyoruz. Bence hayır. Yarım asırdır dünyada olup bitenlere bakabilirsiniz. 500 yıl öncesinde file torbalar varken ozamanın geri kalmış olarak gördüğümüz insanlar şuanki insanlardan kat kat gelişmiş ve doğayı, çevreyi düşünen insanlardı.
Ben çevreyi kirletmiyorum demeyin bence kirleten kişileri uyarmamakta aynı şekilde kirletmek demektir.