İstanbul’un incisi veya sahip olduğu dünyaca ünlü “Kaşıkçı Elması” ile elması olarak adlandırabileceğimiz nitelikteki bir yapıdır. 1453 yılında Şehr-i İstanbul’un fethedilmesi ile Türklerin hâkimiyetine girmesi ile yeni bir çağ başlamıştı ve işte o günlerde yapılan ikinci saray olarak yerini alan “Topkapı Sarayı”, 1465 ila 1478 yılları arasındaki tam 13 yılda inşa edilmiştir.
Günümüzde bile mimarisi ile kendinden çokça söz ettiren bu yapı İstanbul’un bugünkü adı ile Beyazıt semtinde bulunan ve diğer adı ile “Saray-ı Cedid-i Amire” olan Topkapı Sarayı’nın adının bir hikâyesi var. Bugünkü haline gelene dek pek çok yeni yapı ile genişletilen sarayın adı bulunduğu alanın deniz ucu tarafında yer alan bir kasrın adı olan Topkapı olarak isimlendirilmesi 1862 yılına denk gelmektedir. Bahsi geçen kasrın yanıp tamamen harap olması sonucunda imparatorluğun ileri gelenlerinin oluşturduğu bir heyet ile adı değiştirilmiştir.
Böylesine mükemmel bir yapının temellerini attıran Fatih Sultan Mehmet’in yapımının tamamlanmasından 3 yıl sonra ölmesi ile sarayın ve imparatorluğun başına Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte eşi Hürrem Sultan yerleşmiştir. Cariyeler ve önceki padişahların eşleri ve imparatorluk ailesi ise ilk yapılan saray olan Saray-ı Atik’te yaşamışlardır.
Sarayın en önemli ve huzurlu köşesi Has Bahçe olarak bilinen ve bugünkü adı ile Nazım HİKMET’ in şiirinde de adı geçen Gülhane Parkı’dır.
Nazım HİKMET’in şiirinden bir dörtlük;
“Başım köpük köpük bulut, içim dışım deniz.
Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı’nda,
Budak budak, serham serham ihtiyar bir ceviz.
Ne sen bunun farkındasın ne polis farkında.”
Sarayın biri ana (Ayasofya Girişi) olmak üzere tam 5 girişi bulunmaktadır. Ana girişinin bir diğer adı ise Bab-ı Hümayun olarak bilinirdi. Girişten sonraki ilk avluda yakacak depoları, hasırcılar ve koğuşlar bulunurdur. Daha sonraki geçiş ise Bab-üs Selam kapısına gelinirdi. Buradaki alanın hemen sağında mutfaklar yer alırdı. Tam 20 adet kubbe ile örtülü bu mutfaklarda çoğu Bolu aşçısı olan pek çok aşçı ve yamak çalışırdı. 1574 yılındaki talihsiz bir yangın ile hasar gören mutfakların bugünkü mimarisinin altında “Mimar Sinan” imzası vardır.
İstanbul’a gidecekseniz uğramanız gereken ilk adres olacağını belirtirim. Bulunduğu yer olarak pek çok tarihi öneme sahip noktaya yürüme mesafesinde olması da en önemli ayrıcalıklarındandır. Geriye kalan güzelliklerini sizlerin keşfine bırakıyoruz.
Bildiğiniz gibi imparatorluğun yönetim merkezi olan böylesi bir yapının etrafında şekillenmiştir tüm Şehr-i İstanbul…
Tayfun ALTAY
02 Nisan 2012
çok güzel topkapıyı burdan araştırın